- ANA SAYFA
- TEZHİP
- MİNYATÜR
- HİLYE ve TEZHİP
- KIT'A TEZHİBİ
- YAZMA ESERLERİN TEZHİBİ
- KURAN-I KERİMDE GÜLLER
Sanatlar
Tezhip
- GALERİ
- SUREBAŞI
- DESEN ÇİZİMİ
- MOTİFLER
- KOMPOSİZYON
- ÜSLUPLAR
- SÜSLEME ALANLARI
- FORMLAR
Minyatür
- GALERİ
- DESEN ÇİZİMİ
- MOTİFLER
- KOMPOSİZYON
- ÜSLUPLAR
- SÜSLEME ALANLARI
- FORMLAR
Malzemeler

SUREBAŞI
İÇİNDEKİLER:
GİRİŞ
SÛREBAŞI’NIN TANIMI
SÛREBAŞI İLE ÜNVAN SAYFASI ARASINDAKİ
FARKLAR
SELÇUKLU DÖNEMİ SÛREBAŞI TEZHİBİ VE ÖRNEKLER
OSMANLI ERKEN DÖNEM SÛREBAŞI TEZHİBİ VE
ÖRNEKLER
OSMANLI KLASİK DÖNEM SÛREBAŞI TEZHİBİ VE
ÖRNEKLER
BATI ETKİSİNDEKİ SÛREBAŞI TEZHİBİ VE ÖRNEKLER
Tezhip en çok el yazması kitaplarda ve kitap içinde en çok baş sayfalarda kullanılmıştır. Çok özen gösterilen kitaplarda baştaki iki sayfada yazıya ayrılan küçük bir bölümün dışında, tüm alanın tezhiple kaplandığı da görülür.
Ozellikle Kur’an-ı Kerim’in ilk iki sayfasının bu tür bir süsleme ile doldurulması adeta bir kural haline gelmiştir. Kur’an-ı Kerim’in dışındaki kitaplarda ise genellikle metnin başında tezhipli bir besmele bölümü koymak yeterli olmuştur. Bu tür baş sayfalarda besmelenin zemini ve çerçevesi de tezhiplidir. Ayrıca çoğu kez yazının üst kısmında tezhipli bir tepelik bölümü yer alır.
Kitapta metin kısmından önce gelen bir yada iki sayfa daha fazla tezhipli olabilir. Bu tür sayfalarda genellikle yazı bulunmaz, figürsüz süsleme tüm sayfayı kaplar.
Tezhip, kitabın çeşitli yerlerine yapılır, bunlardan en önemlileri:
Zahriye:
(Kitabın ilk bir veya iki sayfasında) Yuvarlak, köşeli olabilir ve ortasında
madalyon halinde eserin ve müellifin adı ve eserin kimin namına yazıldığı
kayıtlıdır.
Başlık: (Serlevha) Metnin
başladığı sayfadaki başlıktır. Bazı yazmalarda bilhassa Kur’an–ı Kerim’lerde
ve padişahlara takdim olunan eserlerde bu sayfayla karşısındaki sayfa
tamamıyla tezhipli olabilir.
Bölüm ve sûre başlıkları:
Sûrelerin başladığı sayfalardaki tezhiptir.
Durak, cüz, hizip, secde işaretleri
(Kur’an–ı Kerimlerde)
Hatime
(son)
Cedvel
(Yazıyı çerçeveleyen çizgi)
Zencirek (Genelikle ara suyu
olarak kullanılır)
Tığ (Sayfada yazı dışındaki
süsler)
Kütüphanelerimizde, saray nakış hanesinde tezhiplenerek
padişaha sunulan birçok eser vardır, aradan 500 yıl geçmesine rağmen
güzelliklerinden hiçbir şey kaybetmemişlerdir.
Tezhibe kısaca estetiğin ve güzelliğin sanatı
demek doğru olacaktır.
Tezhip sanatının yazma kitaplardan sonra en
çok kullanıldığı alan, hüsn-i hat levha ve albümleridir. Hilye-i şerifler,
hattat diploması ve tuğra niteliğindeki yazılar da bu grupta toplanabilir.
Kur’an-ı Kerim en çok tezhiplenen kitaptır. Kur’an yazmanın ve süslemenin
sevap sayılmasının bunda büyük etkisi vardır. Özel önem verilmiş pek çok
örnekte baştaki ilk iki sayfanın tamamının yanı sıra sûre başlıkları da
tezhiplenmiştir. Sûrenin adının belirtildiği yazı ise, farklı bir renkle
örneğin beyaz ya da altınla yazılır ve bu yolla normal metinden ayrılır.
Yazıdan arta kalan bölümde ise dönem üslubunun gereği olan süslemeler yer
alır.
Sûre, Kuran-ı teşkil eden bölümlerin adı. Bizzat Kuran da,
Medine devresinde nazil olan kısımlarda olduğu gibi, Mekke devresinde nazil
olanlarda da bu isim, peygambere tebliğ edilen vahiylerin her bir parçasını
ifade eder. Kuran 114 sûre ihtiva eder.
Vahyi tabii, Cebrail AS getiriyor. Kur'an'ın ayetlerini
getirirken, "Bismillâhir rahmanir rahîm." ile başlarsa, Cenâb-ı
Peygamber bilirmiş ki, bu sûre başı...
Ayetler tedricî bir sûrette geliyor. Meselâ, Sûre-i Bakara
şu kadar ayet... Kaç günde kim bilir nazil oldu?.. Ama birbirine
eklenmesini, Cenâb-ı Peygamber Levh-i Mahfuz'da görmek sûretiyle, öyle
tensib etmişler. Ama "Bismillâhir rahmanir rahîm." geldi miydi, demek bu
sûre ayrılıyor. Mesela; Bakara bitti, Al-i İmran geldi... Elemtere bitti,
Liilâfi geldi arkasından. (alime ennehâ sûreh.) Cebrail AS'ın "Bismillâhir
rahmanir rahîm." ile başlamasından yeni bir sûrenin nâzil olduğunu anlardı
Kur’an-a verilen önem kitap ve hat sanatının alabildiğine gelişip yücelmesine neden olmuştur. Bu vesileyle değişik ebatlarda Kuran-ı Kerim yazmak (Hat Sanatı), onları bezemek (Tezhip Sanatını), ciltlemek (Cilt sanatı) değerli bir sanat kolu haline gelmiştir.
İlk Kur’an’lar, 7-8 yüzyıllarda parşömen üzerine ve Kufi denilen anıtsal bir yazı çeşidiyle yazılmıştır. Kuran yazımcılığında tezhip tasarımı geleneğinin 11.yüzyılda kurulduğu düşünülür.
Çoğunlukla 11-14. yüzyılları arasında hazırlanan Kur’an’larda uygulanan tezhip tasarımında, ilk sayfada sınırları belirli kare veya dikdörtgen bir alanın sıvama bezemesi yaygın bir adet olmuştur. İlk iki sûrenin(Fatiha ve Bakara) yer aldığı sayfalarda sûre metninin yazıldığı alanı çepeçevre dolaşan çerçevenin tezhiplenmesi ise 14.
Türklerde tezhip sanatı Uygur Türkleri’ne kadar uzanırsa da bugün elimizdeki en erken örnekler; XII. ve XIII. yüzyıl Selçuklu eserlerinde bulunur.
Türklerde yazılı belgelere dayalı tezhip sanatı 4 dönem içinde araştırılabilir:
Selçuklu dönemi tezhibi,
Osmanlı erken dönemi tezhibi,
Osmanlı klâsik dönemi tezhibi,
Batı etkisindeki tezhip
Mushaflarda itinayla tezyin edilen kısımlar arasında sûre
başları’nın da önemli yeri vardır. Sûre başları Mushaflarda bulunan 114 adet
sûrenin sayısını, başlangıcını, nerede nazil olduğunu belirten kitabe
kısmıdır. Yatay dikdörtgen şekli devrinin üslubuna uygun olarak tespitlenir.
Bir sûre başı deseni çizilirken genellikle ¼ simetrik desen tipi tercih
edilir. Kullanılan motifler teknik ve renkler devrinin zevkini, üslubunu ve
sanatın seviyesini göstermeye yeter belgelerdir.
Erken devir 11. ve 12.yy Mushaflarının da paftalamasında geometrik
formlar çok kullanılmıştır. Motifler irice münhani motifleri hakim ve
işçilik henüz tam incelmemiştir.Kitabelerde de küfi yazılar hakimdir.
Bazı sûre başlarında yazının iki yanı boş bırakılarak buralar koltuk şeklinde tezhip edilir. Simetrik olan koltuklarda aynı desenin aynı renklerle işlenmesi usuldendir.
Genellikle 16.yy sûre başı tezhiplerinde dört köşede köşebent ortada
mekik şeklinde zemini sıvama altın üstüne beyaz üstübeç ile sûre hakkında
bilgi veren yazılı sûre başları görülürSûre başları metin aralarında da
olabileceği için dış sınırlarında tığ bulunmaz, unvan sayfaları metinin
başında bulunduğu için tığlarla son bulur.
Unvan sayfası bölüm başlarında bulunur ve
her tip ilmi ve diğer konulardaki kitaplarda rastlanır.Fakat Sûre başları
sadece Mushaflarda sûre başında bulunur.
Selçuklu dönemi tezhiplerinde altının ezilip sürülerek olduğu kadar, yapıştırılarak da kullanıldığını görüyoruz. Altın zemin üzerine işlenen desenlerin boyanmasında renkler oldukça sulu ve hafif olarak sürülmüştür. Koyu lacivert, kırmızı, yeşil ve kahverengi, Selçuklu bezemelerinin ana renkleridir. Bunların kullanılmasında çoğu kez tonlama tekniği uygulanmış; ayrıca bu dönemde, sûre başlarına da tezhip yapılmaya başlanmıştır. Selçuklu tezhiplerinde tığların yok denecek kadar az kullanılmış olması dikkat çekicidir.
Orta Asya’dan gelen ve Selçuklu Türkleri elinde gelişen tezhip sanatı, Fatih döneminde ve özellikle Kanuni Sultan Süleyman’ın saltanat yıllarına rastlayan XVI. yüzyıl sonlarına doğru en üstün düzeye ulaşmıştır.
Türk tezhip sanatının en yetkin örneklerini gösteren kaynakların başında, kuşkusuz, Kur’an-ı Kerim’ler gelir.
Erken Osmanlı dönemi elyazmalarının tezhiplenmesinde Timurî dönemi Memlûk, Şiraz ve Herat okullarının etkisi hissedilir. 15. yüzyıl sonlarına doğru bu etkiler giderek azalmış, özellikle ilim ve sanata büyük yakınlığı olan Fatih Sultan Mehmed’in himayesinde kurulan saray nakkaşhânelerinde hazırlanan eserlerde görüldüğü gibi Osmanlı sarayına özgü bir tezhip üslûbu oluşturulmuştur.
Bu dönemin saray nakkaşbaşı, Özbek asıllı bir Türk olan Baba Nakkaş’tır. Baba Nakkaş denetiminde pek çok kitap yazılıp tezhiplenmiş ve padişaha sunulmuştu. Sultanın özel kütüphanesi için yaptırılan bu eserler, sayfalarındaki kadar, kap ve miklep içlerindeki tezhip zenginlikleriyle de dikkat çekicidir.
Dönemin kitap boyları oldukça ufaktır. Zahriyeler genellikle çift sayfadır, hemen her eserde değişik olarak düzenlenmiştir. Başlık tezhipleri ise düz ya da yatay olarak kullanılan dikdörtgen şeklinde hazırlanmıştır. Tezhiplerin zemin renginde mavinin hemen her tonunun kullanıldığını görüyoruz.
Süsleme motifleri alanında değişik bir üslûpla çizilen kıvrık yapraklı stilize çiçekler, ilk olarak düz hatlar üzerine yerleşen rûmîler ve Selçuklu münhanileri göze çarpar. Zemin üzerinde kullanılan üç nokta ve altın pervazların üzerine işlenen geçme motifleri de dönemin süsleme özelliklerindendir. Döneme ait bir diğer süsleme tarzı da, yer yer düğümlenen uzun şeritlerdir.
Dönemin tezhiplerinde yer alan zemin renklerinde lacivert ve altın çok dengeli bir oranda kullanılmıştır
Osmanlı Sarayı'nın kitap sanatıyla uğraşan ehl-i hiref sanatçıları tarafından yapılmış önemli eserlerin başında "Ahmed Karahisarî Mushaf-ı Şerîfî" adıyla tanınan Kur'an-ı Kerîm gelmektedir. Eser Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hırka-i Saadet kitapları arasında 5 numarada kayıtlıdır.Her sayfası özenle tezhiplenmiş olan Kur'an-ı Kerîm'in Fâtiha ve Bakara sûresinin başlangıcı celî muhakkak ve reyhanî hatla yazılmıştır. Başlangıçtaki bu çeşitlilikten sonra Kur'an-ı Kerîm, bir satır celî muhakkak, beş satır nesih, bir satır celî sülüs tekrar beş satır nesih ve en altta da celî muhakkak hattan oluşan ve "Yakut" tarzı olarak bilinen klâsik bir düzenlemeye göre yazılmıştır.
Elimizdeki dokümanlar bize eserin tezhiplerinin Nakkaş
Hasan, Mustafa Müzehhip ve onun tarafından yetiştirilmiş olan dört saray
nakkaşının elinden çıktığı izlenimini vermektedir. Eserin tezhipleri büyük
bir çeşitlilik gösterir.
Zahriyesi yuvarlak bir madalyon hâlinde tezhiplidir. Bunu izleyen
çift sayfalık serlevha, sayfanın tümünü kaplamak üzere zengin bir şekilde
tezhiplenmiştir.
Onu izleyen değişik çift sayfalık iki düzenlemede de
farklılık vardır.
Eserin 5b yaprağından sonuna kadar değişmeyen yazı düzeni içerisinde
her sayfada tezhipli dört koltuk bulunmaktadır.
Bunlar toplam 2360 tanedir. Ayrıca serlevha dışında 112 tezhipli sûre
başı bulunmaktadır.
Bunlara tezhipli aşır ve cüz işaretlerini de ilâve edecek olursak,
eserin süsleme sanatları açısından ne denli büyük bir önem taşıdığı ortaya
çıkar.
17. yüzyılda Batı etkisi altında, Türk tezhibinin giderek
inceliğini yitirdiği ve klasik motiflerin özelliklerini yavaş yavaş
kaybettikleri izlenir.
Batı sanatı etkisinin kuvvetle hissedildiği 18. yüzyılda,
klâsik süslemeyle Barok-Rokoko motiflerinin bir arada kullanıldığı tarz
dikkat çeker.
19. yüzyılın sonuna doğru klasik motiflerin yeniden ele
alınmasına çalışılmış ve Türk tezhibinde Neo-klasik denen üslûp ortaya
çıkmışsa da bu, Osmanlı bezeme sanatının en zayıf üslûbu olarak kabul
edilir.
KAYNAKÇA
ÖZEN, Mine Esiner; Türk
Tezhip Sanatı
SERİN, Muhiddin; Türk Hat Üstadları II,
(Hattat Şeyh Hamdullah’ın
Hayatı, Talebeleri, Eserleri,)
ZAKORKA, Janc; Islamska Mınıjature
MEVLANA MÜZESİ
TOPKAPI SARAYI MÜZESİ
BERLİN MÜZESİ
YAZMA ESERLER KÜTÜPHANESİ , KONYA
HAFIZ OSMAN’IN KUR’AN-I KERİMİ
www.hat-tezhipsanati.com
www.millikutuphane.com
www.netpano.com
www.kultur.gov.tr
www.aruz.com
www.osmanlisanatı.com
www.yenimesaj.com.tr

